Chapter Text
Severus'un en sevdiği şey huzur içinde kitap okuyup, rahatsız edilmeden çalışmaktı. Bir sonraki ise iksir yapmaktı. Eh, hayatında bir sürü berbat şey varken en azından dersleri iyiydi ve yetenekliydi. Bunlar olmadan bir melez olarak çok da bir geleceği olamazdı zaten.
Bu okulda en sevdiği yer, devasa kütüphanesinin sağlık bölümünün arka kısmıydı. Oradaki masa her daim bomboş olurdu. Sınav öncesi kütüphane kapanana kadar masalara yapışan, neredeyse üst üste oturup iksirlerle ayakta kalan Ravenclaw'lar bile bu masayı fark etmemiştir muhtemelen. Fark edenler de, onun sık sık bu masaya oturduğunu görüp uzak durmuşlardır. Severus'un pek de sevildiği söylenemezdi. Belki herkese böceklermiş gibi baktığı için olabilirdi...
Sorun yoktu, o da sevmiyordu onları. Hepsi bir avuç aptaldı. Aslında mutlu bile denebilirdi. 'İnsanlar' onu rahatsız ediyordu.
Gece karası gözleri acıyla sızladı. Saatler süren çalışması onu psikolojik olarak ezmeye başlamıştı. Gözlerini ovuşturup bir yandan esnerken uyuşan bacaklarını uzattı. Bayılmadan önce çok az vakti kalmıştı, kafasının içinde geri sayım vardı.
Kalkıp eşyalarını topladı ve kendini neredeyse boş olan koridorlara attı. Hızlıca Slytherin ortak salonuna, oradan da yatağına gitmek için merdivenleri atlayarak iniyordu. Dumbledore'un odasının oradaki kestirme yoldan gidecekti.
Bir Gryffindor kalabalığını görünce sızlayan gözleri otomatik olarak devrildi. Baş belası böceklerden üçü de oradaydı. Bekle, üçü?
James neredeydi?
Kendisi Severus'un sinir bozucu erkek arkadaşıydı. Eski erkek arkadaşı aslında. En son şiddetli bir kavga edip 23. ve sonuncu kez ayrılmışlardı. Ondan nefret ediyordu! Elinde olsa bir kaşık suda-
"James sakin olur musun!" Sirius başını eğdi ve bir şeye, bir çocuğa isyan etti. "Dumbledore bir çözüm bulacak."
Ancak müdür de en az onun kadar çaresiz görünüyordu. Severus merakla yanlarına yanaştı ve hayretle donup kaldı. Sefil eski erkek arkadaşının küçük bir versiyonu kollarını göğsünde birleştirmiş dik dik etrafa bakıyordu.
"Annemi istiyorum! Siz zavallıları tanımıyorum!" dedi ve Dumbledore'a baktı. "Ayrıca sandviç ve meyve suyu talep ediyorum! Ve mümkünse kenarlarını kesin."
Küçük yüzüne kocaman olan gözlükleri ve Gryffindor formasıyla onun James olduğuna şüphe yoktu. Daha kötüsü, bir veletti. Yani her zamankinden daha fazla...
Endişeli düşünceler eşliğinde uzaklaşmak ve neler olduğunu her türlü dedikodudan haberdar olan ve yayan Lucius'tan öğrenmek için hareketlendi ama James'in ela gözleri onu buldu ve kocaman açıldı. Black'i ittirip aralarından sıyrıldı.
"Selam güzellik, ben James!" dedi çapkın bir sırıtışla. Büyük gözlüğünü küçük burnundan yukarı ittirdi ve göz kırptı. Hepsi şaşkınca onlara döndü.
"Ah Severus!" Sirius koşup kollarını ona sardı. Aslında onu boğmaya çalışıyor da olabilirdi... "Yardım et!"
"Hey, hey! Erkeğimden uzak dur!" Küçük James tarafından tekmelenen Black geriye kaçtı. "Kısa olabilirim, görünmez değil!"
Ne oluyordu burada be?
///---///
"Yani bir kuyuya düştü ve siz onun varlığını bir saat sonra hatırladınız?" dedi Severus ifadesiz bir hâlde. Ölümüne nefret ettiği erkek arkadaşının -eski!- başına gelenler onu içten içe öfkelendirirken sakin kalıyordu. Ki bu günün en şaşırtıcı kısmıydı, Severus sakin kalmasıyla tanınmıyordu.
"Evet aynen öyle oldu. Geriden geliyordu! Onu bulduğumuzda çocuktu ve başı kanıyordu."
"NE DEMEK BAŞI KANIYORDU! ARKADAŞINIZ ÖLEBİLİRDİ VE SİZ 1 SAAT SONRA FARK ETTİNİZ! KAÇ SAAT SONRA ÇIKTI ORADAN?!" diye bağırdı Severus elinin dibindeki eski bir kitabı Sirius'a fırlatırken.
Sirius kaçıp suçlu bir ifadeyle sırıttı.
"Sanırım... Her şeyi katarsak yani... 2 saate yakın?"
Severus başka bir kitap daha fırlattı ama yetmeyince tam üstüne atılacakken Remus onu tutup oturttu.
"Bay Snape lütfen o değerli kitapları fırlatmayın-" dedi profesör Dumbledore ama göz göze geldiklerinde yutkunup geriye yaslandı. "Ya da fırlatın. Tamir edilmeyecek şey değil."
"Vay be! Demek büyüdüm ama tekrar çocuk oldum. Tam benim başıma gelecek şey!" dedi James bir süredir sessiz sessiz oturduğu yerden. "Peki biz evli miyiz?"
Gözlerini kırpıştırarak ona bakıyordu.
"Iyy, hayır!" dedi yüzünü buruşturarak koltuğunda geri çekilirken. "Sus ve büyüklerin işine karışma velet."
James somurttu. "Anlıyorum... Ciddi bir kavga etmişiz. Neyse ki cazibeme dayanamazsın." Göz kırpınca Severus ürperdi. Sonra tekrar konuşmaya döndü.
"...St. Mungo'ya götüreceğim. Ailesine çoktan haber verildi. Oraya doğru yola çıktılar." dedi Dumbledore yarım saat sonra ayağa kalkarak. "Bay Potter, lütfen arkadaşlarınızla vedalaşıp beni takip edin."
James diğerlerini görmezden gelip önünde durdu ve dudaklarını büzdü. Bir süre bakıştılar.
"Öpücük?" dedi büzülmüş dudakları arasından. 11-12 yaşlarındaki velet ciddi ciddi öpücük bekliyordu!
Severus ellerini omuzlarına koydu ve onu çevirip müdüre doğru ittirdi. "Kaybol."
////----////
3 Gün Sonra
Severus yorgunca yatakhaneye ilerledi. İçeri girmeden önce ona laf yetiştirmeye çalışan Rodolphus'a orta parmağını gösterip kapıyı açtı ve donup kaldı.
"Siz kimsiniz ve burada ne işiniz var?" Yüzler ona dönünce şaşkınlıkla baktı. "Fleamont? Euphemia?"
"Severus tatlım!" Yaşlı kadın oturduğu yataktan fırlayıp ona geldi ve kollarını beline sardı. Ufak sersemliği atlatan Severus kollarını omuzlarına yerleştirdi.
"Seni özledim! Görüşmeyeli nasılsın?"
"İyiyim. Dersler ve tüm saçmalıklar..."
Euphemia ona yorgunca baktı. "James'in durumunu biliyor olmalısın. Şifacılar araştırırken eve götürecektik ama yanına gelmek için ısrar etti."
Ne?
"Sanırım küçük bile olsa aşkını tanıyor!" dedi kıkırdayarak.
"Küçük Jamie'mi yeniden görmek güzel ama kafası çok karışık. Ona durumu anlatana kadar saatlerce uğraştık. Eve dönmek yerine Hogwarts'a gelip hayatının aşkıyla olmak istediğini söyledi. Bana 17 yaşındaki halini o kadar anımsattı ki oğlumun küçükken sahip olduğu şeyleri büyüdüğünde bile koruduğunu fark etmemi sağladı."
Hayatının aşkı? James ailesine ayrıldıklarını söylememiş miydi? Gerçi onlar ayrıldıktan sonra sık sık kavga etseler bile içine kapandığını ve her zamankinin aksine çok sessiz olduğunu fark etmişti.
Ayrıca kesinlikle James'in çocukken sahip olduğu huylara ve davranışlara 17 yaşında bile sahip olduğuna şaşırmamıştı.
"Ben... Yani burada kalacak?"
"Seninle. Sakıncası yoksa?" Gözleri sakıncası olmayacağına emindi. Neden olsundu ki zaten onların sevgili olduğunu sanıyordu!
"Tabii... Kalsın." dedi derin bir nefes alıp omuzlarını düşürerek. Euphemia'nın sıcak ela gözlerine bakıp da hayır demek çok zordu. Lanet ela gözler...
"Harika!" dedi Euphemia gülerek. "Jamie! Bak kim geldi!"
James karıştırdığı çekmeceden başını kaldırıp ona baktı ve sırıttı. "Selam güzelim," dedi göz kırparak. Euphemia eğlenerek gülerken Fleamont sırıttı.
Severus ağlayabilirdi... Herkes içinden o domuza bakmak zorundaydı değil mi!
Potter ailesi James için eşyalar ve bir yığın şey bırakıp giderken cep boy James beline sarılmış, peşlerinden el sallıyordu.
"Pekâlâ," Severus iç çekti ve onu ittirdi. Eski sevgilisinin çocuk versiyonuna bakan tek kişi o değildir herhalde, değil mi? Bu işin altından kalkabilirdi.
"Kaç yaşındasın?"
"11!" dedi sırıtarak. "Önümüzdeki ay Hogwarts'a gidiyorum!"
Ah harika... En velet zamanları!
"Tamam şu yatağa geç ve uslu uslu otur." dedi Severus onu yatağa doğru ittirerek.
Uslu kelimesine alerjik olduğunu bilmeliydi...
////
"James yemin ederim seni o yatağa çivilerim!"
"La- la- la- laa- la- la- la- laaaaa!"
Severus yatağa çıkıp baş belası veleti yakalamaya çalışırken James sıçradı ve diğer yatakta zıplamaya devam etti. Yataktan sinir bozucu gıcırtı sesleri gelirken küçük Gryffindor kıkırdaya kıkırdaya ona dil çıkarıyordu.
Severus öfkeyle soluklandı. "Seni... Küçük... Domuz!" Ona doğru atladı ama böcek ellerinin arasından kayıp gitti.
"Hadi Sevie!" dedi odanın içinde bir oraya bir buraya koşup bir şeyleri devirirken. "Yakala beni!"
Başı döndüğü için oturup gözlerini yumdu ve içinden 10'a kadar küfür etmeden saymaya çalıştı. Oldukça zorlu bir meydan okumaydı açıkçası. Küçük James yetişkin hâlinden daha sinir bozucuydu.
Ayrılmadan önceki son kavgalarını hatırlayan Severus öfkeyle derin bir nefes aldı.
"Çok sıkıcısın!" dedi James onun yatağına çıkarken. Kendini onun yanına attı ve aşağıya eğildi. Bir peluş hayvanla doğrulunca Severus şaşkınca baktı.
"O ne?"
"Panda Potty." diye yanıtladı ciddiyetle. Birkaç uzun saniye boyunca anlamsız bir bakışma içindeydiler. Sonra Severus o kadar yüksek sesle kahkaha attı ki James ürktü. Kahkahaları arasında nefesi kesilirken James somurttu.
"Bunda bu kadar komik ne var?" dedi ters ters. Severus sırıttı.
"Sence ne olabilir?" Tekrar kıkırdama krizine girdi. Yüzü ve karnı ağrıyordu. 11 yaşındayken James Potter çekilmez bir veletti. Daha o zaman bile kızlar arasında popüler, havalı ve yetenekliydi. Aslında sinir bozucuydu. Quidditch dahil bütün spor aktivitelerinde mükemmeldi. Eğer Panda Potty diye bir şeyin varlığı bilinseydi... Potty!
"Çok kötüsün Sev'us!" dedi kulakları kıpkırmızı olan James. "Potty olmadan uyuyamam! Ayrıca başka peluşum yok! Ben büyük bir çocuğum!"
Severus sırıtarak Potty'e baktı ve sonra iç çekti. "Tamam tamam uyu hadi."
James gözlerini yumdu ama sonra hızlıca geri açtı. "Öpücük?"
"Ne?"
"İyi geceler öpücüğüm olmadan asla uyuyamam." O saklayamadığı sinsi sırıtış Severus'u huylandırsa bile, bir sürü saçma huyu olduğu için gözlerini devirerek eğildi ve yanağını öptü. Sonra yataktan kalkmaya yeltendi ama velet onu tuttu. "Nereye?"
"Yan yatağa?"
"Benimle uyu!"
Severus başını çevirip birkaç saniye dik dik gözlerine bakınca masum masum elini çekti. "Tamam canım ne kızıyorsun? Git."
Derin bir nefes aldı ve kalktı. James Potter onu sınamakta o kadar iyiydi ki yaşı hiç fark etmiyordu. Sadece nefes alsa bile onu kızdırabilirdi ve şimdi 11 yaşındaki haliyle kapana kısılmıştı çünkü annesi onların hâlâ birlikte olduğunu sanıyordu ve zaafı yine ona istemediği şeyler yaptırıyordu!
Yorgunca yandaki boş yatağa uzandı ve James gibi kıyafetlerini çıkarıp pijama giyecek hâli bile kalmadığından anında uykuya daldı.
Onun hakkında öğrendiği bir sonraki şey James'in karanlıkta çişini yapmaya gidememesiydi. 1. sınıfta nasıl hayatta kalabildiği git gide büyük bir sır hâline geliyordu. Potty ve diğer şeylerle birlikte akranlarının zorbalığına şiddetle maruz kalması oldukça muhtemeldi.
Ve okulda James'den daha kötü zorbalar vardı. Hatta James onların yanında nefes alan pamuk şeker gibi kalırdı.
Ama velet bir şekilde bundan sıyrılmıştı ve okulun en popülerlerinden olmuştu.
Sevgilisinin küçük versiyonu onu rahatsız ettiği kadar eğlendirdi de. Belki o düzelene kadar işler iyi giderdi...
////----////
